8 Ekim 2015 Perşembe

Efsane Bordo, Mac - Diva




     Koyu renk ruj sürmek kolay bir şey değildir. Önce, kendi cilt tonuna uygunu bulacaksın, alıştırma yapacaksın, ruja uygun göz makyajını bulacaksın. Düzgün uygulayabilmeyi öğrendiğinde tamamsın. Aynı zamanda koyu renk ruj sürmek biraz da cesaret isteyen bir şey. Gece makyajı dışında, günlük kullanım için alışkın olmayanlar ilk zamanlarda oldukça zorlanabilir.

    Bordo ruj alışkanlığı kazanmak benim için ilk başlarda zor oldu. Beyaz tenli biri olarak kıpkırmızı ya da kopkoyu dudaklarla gezmek basit görünüm oluşturuyor diye düşünüyordum. Ama cilt tonuma uygun bordoyu ve kırmızıyı bulduktan sonra bu düşüncelerin hepsinin silindiğini fark ettim.










    Bu yazıda adıyla büsbütün uyumlu olan efsane bordo rujdan bahsetmek istedim; Mac Diva Matte. Mat bitişli, fazlasıyla yoğun bordo olan bu kırmızı alt tonlu ruh tam bir Diva. (: Başka bir isim bu mükemmeliyeti ne kadar yansıtabilirdi bilmem.

     Dediğim gibi, kırmızı alt tonlu olan Diva'nın uygulaması da zor. İlk bordo rujum olduğu için aramızda çok özel bir bağ bulunan bu ruju sürdüğümde, yeni kan emmiş vampir gibi oluyordum. Çünkü dudaklarımda rujun yoğunluğundan dolayı koyu renk parçacıklar toplanıyordu. Fakat daha sonra ruju uygulamadan önce, dudaklarımı hafif balm sürerek yumuşattıktan sonra bu problemden kurtuldum. Ayrıca, Diva'yı dudağımı kalemle çerçevelemeden sürmek istemiyorum. Çok yoğun ve kalıcı olduğundan hata yapıldığında çıkarması çok zor oluyor. Ruju sürdükten sonra dudak kenarları pürüzsüz olsun diye de Eklips'in ruj fırçasıyla bir kere kenarlarından geçiyorum. Böylelikle daha düzgün çerçeveli dudaklarım olmuş oluyor.




 Önümüzde uzun süreli kış mevsimi var ve kapalı havalarda koyu renk ruj sürmeyi sevenler ve bordo ruj arayanlar için Mac'e gidip bakın derim. Şu zamana kadar çevremde çok fazla Diva kullanan oldu ve açık ya da koyu ten ayırt etmeden herkese yakışan, basit görünmeyen başka bir ruj daha görmedim ben. (:

Sevgiler

4 Ekim 2015 Pazar

Volga Kurbanzade - Kısmet






        Üniversite son sınıfta tanıdığım ve  sevdiğim bir hocamın kitabı Kısmet. Kendisinden kitabının çıktığını duyduğum anda alıp okumak istediğim ama bir türlü bulamadığım bu kitabı sonunda okumayı başardım. İçeriğine gelecek olursak...

      Kitap, kapağında da yazdığı üzere 'bir aşk ve devrim öyküsü' nü anlatıyor. Üç ana karakter var ve Paris'te bir araya geliyorlar. Roman, 20. yüzyılın başında, Jön Türk ve Rus Devrimi'nin yanı sıra farklı ülkelerden üç insanın aşkını anlatıyor. Siyaset Bilimi mezunu biri olarak, kitabın konusu ilgimi çekti ve keyifle okudum. Hocam diye demiyorum, devrim süreçlerini kusursuz ve akıcı bir dille anlatmış. (: Zaten kitabın son sözünde de görüşmelerin birebir alıntı olduğunu, romanın gerçekle kurgu arasında geliştiğini ifade etmiş.

         Romanın bir konusunun devrim ötekinin aşk olduğunu söylemiştim. Olay örgüsündeki aşk kısmına gelince; bence bu kısım çok kopuktu. Karakter tanımlaması da aynı şekilde... Yani, bir romanı okurken, okuyucu karakterin her ayrıntısını bilmeli ve onu çok uzun zamandır tanıyormuş hissi olmalı. Bu detayları ben alamadım kitaptan. Aynı zamanda, aşk öyküsü de kafamda soru işaretleri bıraktı. Aralarda çok fazla boşluk olduğunu düşünüyorum.

       Evet, kitap oldukça yoğun ve sürükleyiciydi. Devrim hikayesi boşluksuz ve açıktı. Ama, aşk kısmının kopuk bir kurgusu olduğu için kitapla tam olarak bütünleşemedim. Zaman çok hızlı aktı ve kimi anlatıyor, en son neredeydi gibi sorular oluştu aklımda.

    Birçok ülkeye gittiler, arada aşk uğruna Manş Denizi'ni geçen bir kadın... Bu kadar kopukluğun arasında bazı kısımları anlamsız ve abartı geldi bana. Başlangıç da aynı şekilde farklı ve kopuk bir başlangıçtı. Olayı kavramayı, hikayeyi kafamda kurup, oturtup o şekilde ilerlemeyi zorlaştırdı bence. Ama yine de, tarih içeren romanları sevenlerin okuması gerekir diye düşünüyorum. Ülkesi uğruna gözünü kırpmadan mücadele veren güçlü kimliklerin hikayesi kimi zaman değişik gelebilir insana...

Keyifli okumalar

3 Ekim 2015 Cumartesi

Maybelline Master Smoky Göz Kalemi








     Dumanlı göz makyajını çok seviyorum. Özellikle gece makyajı için inanılmaz bir tercih. Çok denedim, fakat yaptığım göz makyajı bir türlü dumanlı olmadı. Yazın sonunda araştırma yaparken keşfettim ve aldım hemen Maybelline Master Smoky'i! Dumanlı göz makyajını bu kadar istedikten sonra değerdi doğrusu.

     İndirimsiz fiyatı 20TL ama indirimle daha bir tatlı oluyor tabi (: Aslında, şekli kalın ve yapısı yoğun olduğu için günlük kullanıma uygun değil ama, dumanlı göz makyajı için kullandığınız zaman  fiyatının daha fazla olması gerektiğini düşündüren bir ürün. Birkaç farklı rengi var. İlk indirim zamanı kahverengi olanı da almayı düşünmüyor değilim. (:

   Rengi çok yoğun, biraz fazla uygulayınca kajal kalemler kıvamında olabiliyor. Ama arka tarafındaki makyajı dumanlı yapmak için olan fırça ile istediğiniz tona ve şekle getirebiliyorsunuz rengi. Yani, istediğiniz yoğunluğa ulaşabiliyorsunuz. Hatta, minik bir hata yaptığınız zaman, fırçasıyla onu yok etmeniz mümkün. Ben gözümün bitiş kısmına kuyruk yaparak, elimi kaydırdığım için biraz fazla kaçan çizgiyi yok ettim mesela. (: Kalıcılık konusunda da harika. Uzun süre varlığını sürdürüyor ve dağılma oranı çok az. Bildiğiniz üzere, kesinlikle dağılmayan göz ürünü maalesef yok. Fakat, bu kalemin süresi minimum seviyede.

     Master Smoky, kullanımı ve kalıcılığı açısından son derece memnun kaldığım bir ürün. Ayrıca, önümüzdeki kış mevsiminde, dumanlı göz makyajı yapmak isteyenler için oldukça pratik. Ama, herkes bilse de  yine söylemekte fayda var; unutmayın, far bazı kullanmadığımız sürece hiçbir göz makyajı uzun soluklu olmuyor maalesef.
Sevgiler