29 Eylül 2015 Salı

Dirty Works Perfecting Eye Cream (Stop Puffy Eyes)





     Herkese Merhaba!

   Bu yazımda, bir süredir kullanmakta olduğum hatta bir kutusunu bitirip bayram indiriminde ikincisini aldığım Dirty Works göz kreminden bahsetmek istiyorum. Bu marka, son derece ilgi çekici, sevimli ambalajlı ürünleri olan bir marka ve Gratislerde bulunuyor. Dirty Works ürünlerini hep merak etmiştim ama göz kremi dışında başka bir ürünü alamadım henüz.  Kremi incelemeye başlayalım. (:

    İlk olarak, benim aldığım ilk kutusu maviydi. İkincisini almaya gittiğimde ambalajının değişmiş olduğunu gördüm. Tabi ki içeriği ve tüp şekli değişmemiş ki bence tüp şeklinde olması çok önemli bir özellik. Kutusuna gelince, eskiye göre daha sevimli olmuş bana göre.

    Kremin amacı, göz şişkinliklerini ve morluklarını yok etmek. Aslında benim morluk problemim yok. Ama sabah uyandığımda göz altlarıma küçük bir miktar ürün alıp hafif masaj yaparak uyguladığımda gözlerimi rahatlamış hissediyorum. Şişkinliği şıp diye ortadan kaldırmıyor tabi ki ama hafif nemlendirerek bir rahatlatma sağlıyor. 

  Ürünün kokusu yok ve yapısı losyon kıvamında. Paketi  küçük görünüyor ama oldukça bereketli. Çok küçük bir miktar uygulandığı için uzun süre yetiyor. Cildin emilim süresi de çabuk. Makyaj yapmadan 5 dakika önce uyguladığınızda cildinizde anında emiliyor. Ayrıca, göz çevresine çok hafif de olsa bir ışıltı veriyor. Göz çevresi aydınlanıyor.

Ürünü sabah akşam kullanabilirsiniz ama ben sadece sabah kullanmayı tercih ediyorum ve çok düzenli kullandığımı söyleyemeyeceğim. Üründen memnun kaldığımı da söylemeye gerek yok aslında ikinci kutumu aldım çünkü. (: Pratik bir göz kremi arıyorsanız denemenizde fayda var diye düşünüyorum.

Sevgiler

20 Eylül 2015 Pazar

E. L. James - Grinin Elli Tonu





      Herkese merhaba!

    Bu yazımda, 'Erotik Romanlar' kategorisinin kraliçesi E. L. James'in 2012 yılında çıkan serisinden bahsedeceğim. Bu seri, dünya genelinde epey konuşuldu. Haberleri okuduğumda hemen ben de gidip üç kitabı da aldım tabi. Bu kadar erotik olduğunu hiç tahmin etmemiştim açıkçası.

   Meşhur üçlemenin baş kahramanları Christian Grey ve Anastasia Steele. Bu yıl ilk kitabın filmi vizyonda yerini aldıktan sonra sanırım bilmeyen kalmamıştır. Ben filmi izlemedim, izlemeyi de hiç düşünmedim.Çünkü, bu tarz kitabın filminin nasıl olacağını aklım almadı. (: Zaten, genelde kitaplardan uyarlanan sinema filmleri bana samimiyetsiz geliyor.

   'Erotik Romanlar' kategorisi ile ben bu seri sayesinde tanıştım. Bu seri, çok konuşuldu ve reklam sayesinde oldukça yaygınlaştı. Sonrasında onlarca roman piyasaya sürüldü, -sözde- 'eser' diye... Bence bu tarz kitaplarda edebiyat namına bir gram değer yok. Evet, serinin tüm kitaplarını okudum. Böyle sansasyon yaratan bir serinin sonu nereye varır merak ettim ki oldukça klasik bir sonla bitti.
Şimdiye kadar hikayeyi Anastasia anlatmıştı. Yazar, bu sene Grey'in bakış açısından okuyabileceğimiz bir kitap çıkardı. Serinin 4. kitabında olay nerelere gidiyor merak ediyorum. Umarım, birebir aynı değildir; kendini tekrarlıyor gibi...

   Bence erotik romanlar, farklı tarz oluşturmak adına okuyucuya sunulan zaman kaybı. Kitabın içinde tarih, aşk, tutku ve gerçek bir kurgu barındırmayan karalamalar... Evet, ben de her ne kadar hoşlanmasam da o kitabı alacağım. Ama dediğim gibi, hikayenin daha uzatılacak, olayı nerelere vardıracak merakıyla alacağım. Umarım, bu serinin son kitabıdır. (:

Sevgiler,
Zeyrik

18 Eylül 2015 Cuma

Zülfü Livaneli - Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm




       Uzun zamandır elimde olan ve tatil dönüşü, kışlık eve geçiş süreçlerinde yanımdan ayırmadığım fakat bir türlü okumaya zaman bulamadığım kitabımdan bahsedeceğim size.

   Livaneli'nin her ne kadar kitaplarını okumayı çok istesem de, okuduğum ilk kitabının Konstantiniyye Oteli olduğunu daha önceki yazımda söylemiştim. Şimdi, Çeşme'de gözüme çarpan ve içinde 'kedi' ismi de geçtiği için aldığım ikinci kitabını anlatacağım.

     Kitap, Stockholm'e siyasi mülteci olarak yerleşen insanların geçmişi ve kendileriyle başbaşa kaldıkları zamanların öyküsünü anlatıyor. İçlerinden Sami Baran, yıllardır kendi ülkesinde yaşadıklarının tüm sorumlusu olarak gördüğü Türk devlet adamı ile Stockholm'de aynı hastanede kalıyor, Yazar, Sami'nin içindeki bastıramadığı öldürmek ve bağışlamak duyguları arasındaki çatışmayı kaleme alıyor. Her ne kadar uzun sürede okusam da, bu kitap oldukça akıcı ilerliyor ve Livaneli, kitapta vermek istediği tüm duyguları okuyucuya başarılı biçimde ulaştırıyor. Anlatım tarzı olarak da klasik roman akışı dışında olması, romana çok farklı bir hava vermiş. İki farklı kişiden aynı olayı dinleme hissi yaratmış. Ne ara bittiğini anlayamadan kitabın son sayfasını okumuşum. (:
      
      Livaneli'nin bu kitabı 2001 Yunus Nadi Roman Ödülü almış ve farklı dillere çevrilmiş. Teknik ve psikolojik olarak kusursuz işlenmiş. Ben okumakta biraz geç kaldım ama hala okumayanlar varsa, Livaneli'nin "25 yıllık ilk göz ağrısını" hemen okumalı. (:

Sevgiler,
Zeyrik